Türkiye’de sabah dükkânını açan esnaf artık siftahı değil, borcunu düşünüyor. Vergi borcu, SGK primi, gecikme artırımı, faiz… Liste uzuyor; nefes kısalıyor. Buna karşın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan aylardır tek bir cümle duyamıyoruz: “Yapılandırma geliyor.”
Oysa tablo açık. Esnaf kan kusuyor.
Pandemi sonrası toparlanamayan ticaret, yüksek enflasyonla birlikte adeta diz çöktü. Elektrik, kira, işçi, hammadde maliyetleri katlandı. Kar düştü, borç arttı. Vergi ve SGK borçları birikti. Bugün gelinen noktada on binlerce esnaf, borcunu ödemediği için değil, ödeyemediği için icralık durumda.
Peki Hazine ve Maliye Bakanlığı ne yapıyor?
Hiçbir şey.
Daha doğrusu, borç yapılandırması yerine banka hesaplarına bloke koymayı tercih ediyor. Esnafın POS’una, ticari hesabına, hatta bazen şahsi hesabına haciz geliyor. Günlük ciroya el konuluyor. Yani devlet, “kazan da öde” demiyor; “ödeyemiyorsan kilitlerim” diyor.
Bu bir mali disiplin mi, yoksa ekonomik körlük mü?
Unutuluyor galiba:
Yapılandırma bir af değildir.
Yapılandırma, devletin alacağını tahsil etme aracıdır.
Geçmişte çıkarılan yapılandırmalar sayesinde hem Hazine nefes aldı hem de esnaf ayakta kaldı. Bugün neden birebir refleks gösterilmiyor? Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu, krediye erişimin bu kadar zorlaştığı bir devirde yapılandırmadan kaçınmanın mantıklı tek bir izahı yok.
Sorulması gereken soru şudur:
Hazine, borcunu ödeyemeyen esnafın batmasını mı bekliyor?
Çünkü esnaf battığında ne vergi kalır ne prim. Kapanan her dükkân, işsiz kalan her çalışan; devletin gelecekteki tahsilatını da sıfırlar. Buna karşın “bekle-gör” siyaseti sürdürülüyor. Bedelini ise alandaki vatandaş ödüyor.
Bugün Anadolu’da, büyükşehirlerde, sanayi sitelerinde tıpkı cümle yankılanıyor:
“Devlet bizi görmüyor.”
Oysa tahlil aşikâr.
Vergi ve SGK borçları için faizsiz yahut düşük faizli, uzun vadeli bir yapılandırma koşul.
Banka hesaplarındaki blokeler kaldırılmalı.
Esnaf tekrar nefes almalı ki üretim, istihdam ve tahsilat devam etsin.
Aksi halde bu sessizlik, ekonomik bir tercih değil; toplumsal bir kırılmaya dönüşür.
Ve o kırılmanın sorumluluğu, “Neden yapılandırma çıkmadı?” sorusuna karşılık veremeyenlerin omzunda kalır.
Kaynak: Halk TV
